Sayı : TOS.GS.4769
24.07.2008
Konu : Döner Sermaye Yönetmeliği.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
(İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığına)
ANKARA
İlgi: 10.07.2008 tarih ve B.12.0.İMİ.0.15.00.00/588-5486 sayılı yazınız.
İlgi yazınızla 28.12.2006 tarih ve 26390 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
“Tarım ve Köyişleri Bakanlığı döner sermaye işletmeleri uygulama
yönetmeliğinin” Danıştay 11.dairesince Performans kriterlerini ve üretimi
teşvik primini düzenleyen 41. ve 42.maddeler ile ilgili yürürlüğü durdurma
kararı verildiğinden bahisle değişiklik çalışmaları için hazırlanan taslak
çalışma hakkında sendikamız görüşleri talep edilmektedir.
Yönetmelik hakkındaki görüşlerimize geçmeden evvel bugüne kadar
gelen sıkıntılar ve sorunlar hakkında bilgilendirme gereği bir fırsat olarak
görülmüştür. Böylece hazırlanan taslak çalışmanın hangi amaç üzerine
oturtulması gerektiği sonucu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Sorunlar,
mevcut taslak hakkındaki eleştirilerimiz ve çözümler şeklinde ele
alınmıştır.
YAŞANILAN SORUNLAR
1-Performans kriterlerinin amacından saptırılarak, art niyetli ve daha fazla
kar payı almak maksatlı uygulamalar sonucunda 2006 yılı kar payı
dağıtımlarında, sorun yaşanılmayan kurum hemen hemen kalmamıştır. Sorun en
üst limit üzerinden ödeme yapan kurumlarda fazla yaşanılmamıştır.
2- Kimi İşletme Müdürlüklerinde karar merciinde bulunan İşletme Müdürleri
tarafından yönetmelikteki muğlâk ifadelerin personelin aleyhinde
uygulanmasından kaynaklanmıştır.
3-“Eşit işe eşit ücret” ilkesi için çalışmaların yapıldığı günümüzde,
bu prensipten uzaklaşıldığı görülmektedir.
4-2006 yılı üretimi teşvik primi dağıtımını düzenleyen cetvellerin 2007 yılı
içerisinde tanzimi sırasında “Ek puan” uygulamasında sübjektif
uygulamaların yapılmasından kaynaklanmıştır.
5-2006 yılı Kurum İdari Kurul toplantılarında dile getirdiğimiz gibi, Kuş
gribi mücadelesinde başarılı çalışmalar dolayısıyla bazı işletme
müdürlüklerinde Sayın Bakanımız M. Mehdi EKER tarafından personele takdir ve
parasal ikramiye ile ödüllendirilmesine rağmen 0.2-0.3 gibi performans
puanları verilmesi haksızlığa neden olmuştur. İşletme Müdürleri, yönetmelik
kapsamında yapılan itirazları reddetmişlerdir.
6-Adam kayırmacılık had safhada uygulanmış sonuçta da birçok anlaşmazlık
Mahkemelere taşınmıştır. Art niyetli yöneticiler, muvazaalı ve hileli
işlemler yapmışlar, Karar merci’indeki bazı kişilerin daha fazla pay
almasını sağlamak için, performans puanlarına üst limit (0.3-0.4 gibi )
getirmişlerdir. İdarelerin böyle bir yetkileri yoktur. Olmayan bir yetkiyi
kullanmışlardır. Alt düzeydeki idarecilere kimi işletmelerde puanların
değiştirilmesi için baskılar yapılmıştır. Böylece bazı İşletme Müdürleri,
Yardımcıları ve saymanlar, 6000 YTL ile 9000 YTL arasında değişen oranlarda
prim alırlarken, teknik /sağlık/idari hizmetler kadrosunda görev yapan
personeller 300-700 YTL gibi değişen ücretler almışlardır. Yani aynı
işyerinde aynı unvanda görev yapan personeller arasında 8-10 kat fark
oluştuğu görülmüştür. Puanlamalara itiraz eden ve yasal hakkını kullanan
personelin itirazları hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir.
Ancak şifaen, “ maddi kayıplarının olmayacağı, Devletin 5473 sayılı yasa
kapsamında (Kamuoyunda denge tazminatı yasası olarak bilinmektedir.)
kayıplarını telafi edeceği” söylenerek, personelin şikayet ve serzenişlerini
engellemeye çalışmışlardır.
7-Devletin vergi kaybı olmuştur. Yönetmelik; 5473 sayılı yasa kapsamıyla
birlikte değerlendirildiğinde “Kamu zararı” ortaya çıktığı görülmüştür.
8-Bilindiği üzere performans kriterleri düzenlendiği günlerde personelin
“sicil raporları” doldurulmuştur. Sicil notu olarak 90-100 puan verilen
personele 0.3-0.4 gibi performans puanları verilmiştir. 657 sayılı DMK nın
sicil raporları ile ilgili maddelerine aykırı şekilde uygulanmıştır.
Personelin her türlü hal ve hareketinden ve başarısından amirlerin sorumlu
tutulacağını belirleyen 657 nin 10.maddesine aykırı bir durum oluşmuştur. Bu
konu Kurum İdari Kurul toplantısında da dile getirilmiştir ve Bakanlığımız
yetkililerince de imza edilmiştir.
9-Danıştay 11. Dairesince yürürlüğün durdurulmasından sonra 2007 yılı
üretimi teşvik primi dağıtımları iş hacmi, çalışılan gün sayısı ve görev
unvanına göre hesaplanarak ödenmesi gerektiği Bakanlığımızca tamim
edilmiştir. Buna rağmen Danıştay 11. Dairesinin vermiş olduğu kararı
pasifize etmek ve yine belli kişilere daha fazla üretimi teşvik primi ödemek
maksadıyla iş hacmi puanları düşürülmüştür. Yani yine işletme müdürleri,
yardımcıları ve saymanlar 4000-6000 YTL kar payı alırken,
teknik/sağlık/idari hizmetler kadrosunda görev yapan personel 400-500 YTL
almışlardır. Bu yüzden açılmış davalar da mevcuttur.
10-En önemli sorunda yönetmelikte kötü niyetli uygulamalara karşı yaptırım
belirtilmemiştir. Yani personelin uğradığı haksızlık sonucunda meydana gelen
maddi kayıpların sorumlularına rücu ettirilmesiyle ilgili bir düzenlemenin
olmamasıdır.
MEVCUT TASLAK HAKKINDA GÖRÜŞ VE ÇÖZÜMLERİMİZ
1- 41.ve 42. madde kapsamında sözü edilen tüm komisyonlarda,
mutlaka “İşyeri Sendika Temsilcisi” üye olarak yer almalıdır. Yine İl
Müdürlüklerinde teknik bir Şube Müdürünün üye olarak katılımı
sağlanmalıdır. Katılımı sağlayacak şekilde taslakta sözü edilen komisyon üye
sayıları artırılmalıdır. 41.madde (f ) bendinde ilan edilen listelerde
herkesin alacağı primlerin parasal olarak ilan edilmesinde şeffaflık
açısından fayda vardır. Bu düzenleme yapılmalıdır.
2- 41.madde (g) bendinde, listeye yazılmayanların sorumluluğunu
İşletme Müdürüne vermiştir. Oysa Muhasebe yetkilisi, tüm puanlamalarda
(personelin hizmet sınıfı ve kadro unvanı hariç) İl Müdürüne eşit puanlar
almakta iken, 41.madde (f) bendine göre listelerde Müdür Yardımcısının
teklifi ile İşletme müdürünün onayı ile kesinleşiyorsa, mutlaka bu unvanlara
da sorumluluk verilmelidir. Yönetmeliğin bu maddesine Muhasebe yetkilisi ve
Müdür yardımcısını da sorumlu kılacak düzenleme eklenmelidir. Böylece
İşletme Müdürleri de haksızlığa uğratılmamış olur.
Müdür Yardımcısı ve Muhasebe Yetkilisi, hem fazla kar payı alması için,
yaptığı görev önemli ve sorumluluğu fazla denerek, 100 puan verilecek
(41.madde (a) (b) ve (c) bentlerinde tam puan) ama sorumluluk almayacak, bu
doğru bir yaklaşım değildir. Bugüne kadar değişik illerde birçok dava
açılmasının nedeni de, yönetmelikte hak gaspına uğratılarak maddi yönden
kaybına uğratılan personelden dolayı, Haksızlık yapan İşletme Müdür ve Müdür
Yardımcısı ve Muhasebe Yetkililerine, rücu ettirilen bir tazminatın
olmamasıdır. Çünkü İşletme Müdürleri yaptıkları keyfiliği yine Döner
Sermayelerden tazmin ettirmektedirler. Bundan dolayı da yönetmeliğin bu
maddesine yaptırım cümlesi de ilave edilerek art niyetli, hileli, muvazaalı,
adam kayırmacılığı ve eşitsizliği önleyecek madde ilave edilmelidir.
Teklifimiz ise;
41.(g) :Karın elde edilmesinde emeği geçen ve bu yönetmelikte belirtilen
esaslar çerçevesinde üretimi teşvik primi almayı hak eden personelin listeye
dahil edilmemesinden, yapılacak bir soruşturma yada mahkeme kararı sonucunda
haksız, adaletsiz, muvazaalı işlem yapıldığının tespit edilmesi yada yapılan
haksız, art niyetli, eşitsiz işlem sonucu kamu zararı oluşmuşsa, Muhasebe
yetkilisi, Müdür Yardımcısı ve İşletme Müdürü müteselsilen sorumludur.
Onaylı listede yer almayan personele takip eden yılda işletmece dağıtılacak
üretimi teşvik priminden öncelikle ödenir.”
şeklinde düzenlenmesinde kamu yararı vardır.
3- Taslağın, 41.madde (h) bendindeki “25.06.2001 tarihli ve 4688
sayılı kamu görevlileri sendikaları kanunun 18.maddesinin dördüncü fıkrası
uyarına haftada bir gün izinli sayılan yönetim kurulu üyelerinin izinli
olduğu günler fiilen çalışılmış sayılır,” ifadesinin çıkarılması her şeyden
evvel, sözkonusu 4688 sayılı yasaya aykırıdır. Bu yasa haftalık bir günlük
izinden dolayı herhangi bir özlük hakkında kayıp ve kesinti yapılamayacağı
hükmünü getirmiştir. Ayrıca bu konu işverenle yapılan Kurum İdari Kurul
toplantılarında görüşülmüş, mutabakata varılarak, imza altına alınan
kazanılmış haklardan bir tanesidir. Bakanlığımızdan, Avrupa Birliği müzakere
sürecinde sivil toplumun önünü açacak, ILO çalışma şartlarına uyumlu
politikaları geliştirmesi beklenmektedir. Sivil toplumun ve memurların
sesini kısmak anlamına gelecek bu tür düzenlemelerden bir an evvel
vazgeçilmesi gerekmektedir.
4- Taslağın 41.madde (ı) bendinde ise disiplin cezalarından
dolayı, üretim teşvik primlerinden yapılması düşünülen cezaları
belirlemiştir.
Sendikamızca Danıştay 11.Dairesinde açtığımız ve halen sürmekte
olan davamız dilekçesinde iptalini istediğimiz maddeler arasında bu madde de
yer almaktadır. Maddenin yürürlükte bulunan halinde “Döner sermaye
faaliyetlerine yönelik olarak” cümlesi çıkarılmış başkaca bir düzenleme
yapılmamıştır. Maddede yapılan bu değişiklik hukuki anlamda hiçbir anlam
ifade etmemektedir. Personelin bir tek fiili yüzünden birden fazla
cezalandırılmasına yol açan çarpık uygulama devam edecektir. Her şeyden
evvel bu tür konular hukukumuza göre, Kanun ‘la düzenlenmesi gereken
maddelerdir. 969 sayılı yasada bu hükümler yoktur. Yönetmeliklerle, hak
gaspı sayılan bu uygulamalar düzenlenemez. Anayasaya da aykırı bir
düzenlemedir. Normlar hiyerarşisine aykırıdır. Türkiye Kamu Sen’ e bağlı
Türk Sağlık Sen tarafından Danıştay da açılmış ve kazanılmış emsal davalarda
vardır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi 2002/169 esas ve 2007/88 nolu kararlarında
, (19.02.2008 tarih ve 26792 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan) uyarma ve
kınama cezalarına karşı yargı yolunu kapatan kararlarının gerekçesinde,
Uyarma ve kınama cezalarının “özellikleri”nden ve “sonuçlarından”
bahsetmiştir. Yani memurun daha dikkatli olması gerektiğinin veya kusurlu
olduğunun bildirilmesi anlamına gelen cezaların hafif cezalar olduğu ve
sonuçları itibarıyla da herhangi bir yükselmeye engel olmadığını
vurgulamıştır. Anayasamıza göre, hafif ceza olarak görüldüğünden dolayı
129.madde kapsamında yargı yolu kapatılmıştır. Uyarma ve kınama cezaları
Bakanlığımızın taslak 41. madde (ı) bendi yönetmeliği ile ağırlaştırılmaya
çalışılmaktadır. Bakanlığımız yetki aşımında bulunmaktadır. Çünkü Türk
Ceza yasamıza göre de, suç ve cezaların kanuni olması gerekmektedir.
Kıyasla suç ve ceza hükmedilemez ve idarelere suç ve ceza yapma yetkisi
verilmemiştir.
5- 41.madde (n) bendinde “…kanun, yönetmelik veya bakanlık
oluruna dayalı olacaktır.” cümlesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Zira
bakanlık görüşü kanun ve yönetmelikle aynı seviyede tutulmuştur. Bu durum
kanunlar hiyerarşisine aykırılık teşkil etmekle birlikte Anayasanın
123.maddesinde yer alan “idarenin kanunla düzenleneceği” hükmüne aykırıdır.
6- 42.madde (a) iş hacmini düzenlemiştir.28.12.2006 tarihli
yönetmelikten farklı olarak 50 taban puan uygulaması getirilmiştir.
Komisyonun en az 3 kişiyle toplanabileceği belirtilmiştir. Komisyon
sayısının en az 5 kişiyle düzenlenmesi ve bu komisyonda işyeri
sendika temsilcisi ile Teknik bir Şube Müdüründen/Şefinden
oluşması gerektiği açıkça yazılmalıdır. Bilindiği gibi 2007 yılı üretimi
teşvik primleri dağıtımları konusundaki şikâyetler 2006 yılına göre daha az
olmuştur. Nedeni de performans kriterlerinin yürürlüğünün Danıştay
11.dairesince durdurulmasıdır.2007 yılı teşvik primleri dağıtımlarında
Bakanlığımızın gönderdiği genelge doğrultusunda, çalışılan gün sayısı, iş
hacmi ve hizmet sınıfı, unvanı kriterleri üzerinden hesaplanmıştır. Bu tamim
şikâyetleri (bazı işletmeler hariç) azaltmıştır. Çünkü iş hacmi puanının
Şube Müdürü/Şefi ile eşit olacağı belirtilmiştir. Birkaç işletmede ise,
Danıştay 11.dairesinin verdiği kararı pasifize etmek, yok saymak ve, işletme
müdürü, Müdür yardımcısı ve muhasebe yetkilileri daha fazla üretimi teşvik
primi almak için, bu kez de şubelerin iş hacmi puanlarını düşürmüşlerdir. İş
hacmi 2006 yılına göre azalan şubelerin olduğu dolayısıyla iş hacmi azalan
İl Müdürlüklerinin olduğu ortaya çıkmıştır!!! Bu görüş kabul edilemez.
Bu tür istismarları engellemek için taban puan getirildiği
görülmüştür. Ancak taban puan düşük belirlenmiştir. Kaldı kı kalan 50 puan
istismara açıktır. Soyut bir şekilde “işletme net karına etkisi %
oranında hesaplanarak taban puan üzerine ilave edilir.” İfadesi
gerçeklerden uzaktır. İşletmenin gelirine katkısı dahi denmemiştir.Net
kar’ına etkisi denmiştir.Bu ifade çok tartışılacak bir ifadedir.Bilindiği
üzere, işletmelerde harcamalarda tek inisiyatif işletme müdürü, Müdür
yardımcısı ve muhasebe yetkililerindedir. Personelin hiçbir yetkisi,etkisi
ve takdiri yoktur.Dolayısıyla personelin tüm çalışmaları gelirin artmasına,
gelirin artması da net karın artması anlamına gelecektir. 50 taban puanın
80 taban puan olarak yükseltilmesi kaydıyla, bu maddenin uygulamaya
sokulması ileride yaşanılması muhtemel sorunların önüne geçecektir.Geriye
kalan 20 puan ise net kar’a etki üzerinden değil, gelire katkısı üzerinden
hesaplanması daha doğru ve objektif olacaktır. Taban puanın 80 olması, aynı
unvanlardaki personel arasında olması muhtemel aşırı farklılıkların
engellenmesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca Muhasebe Yetkisinin iş
hacminin 100 olarak düzenlenmesi de adaletsiz, haksızlığa neden olmaktadır.
Eşitsizlik oluşturan bu durum mutlaka düzeltilme ve puanları makul seviyeye
düşürülmelidir.
7- 42.madde(b) bendinde görev mahalli puanlaması yapılmıştır.
Açık alan , kapalı alan tanımları net olarak yapılmamıştır.İlçe müdürleri,
Şube Müdürleri açık alan, kapalı alan puanlamasına tabii tutulurken,İşletme
Müdür yardımcısı ve özellikle de Muhasebe Yetkilisinin görev mahalli puanın
bir puan üzerinden değerlendirmesi EŞİTSİZLİK TİR.Ayrıca her daim ulaşım
şartları olmayan, ekonomik ve sosyal yönden gelişmemiş ilçelerin tanımı
netleştirilmelidir. Bu ilçeler nasıl belirlenecektir. Bu kısımları
açıklamakta fayda görülmektedir.
8- 42.madde ( c ) bendinde görevin önem ve güçlüğü kısımları
açıklanmıştır.
441 sayılı Bakanlığımızın kuruluş kararnamesine göre İşletme
Müdürlükleri KORGEM, TEDGEM, TAGEM, TÜGEM, PERGEM gibi ana/yardımcı hizmet
birimlerinin vermiş oldukları görevleri ifa etmekle görevli Taşra
teşkilatlarıdır. Teknik/sağlık personeli, hayvan sağlığı, varlığı, kayıt
altına alınması, ithalat ve ihracatı, karantinası, kontrol ve denetimi,
bitki sağlığı, tohumculuk, üretimi, karantinası, gıda sağlığı üretimi ve
denetimi, su ürünleri üretimi, kontrol ve denetimi, ruhsatlandırılması,
kırsal kalkınma projeleri, kooperatifler, Eğitim ve yayım, gübre, ilaç ve
mazot gibi girdi kontrol, denetim ve desteklemeleri, Avrupa Birliği uyum
çalışmaları, insan kaynakları ve gelişimi v.b. gibi konularını ilk başta
sayılabilecek çok önemli Bakanlık görevlerini ifa etmektedirler. Bu
görevler, asli ve bir bütün görevler arasındadır. Bu birimlerde görev yapan
personelin gönüllüğü konusunda bir fikir beyan etme şanslarının olmadığı
gibi bu görevlerden birini diğerine
göre daha üstün olduğunu ifade etmek doğru bir yaklaşım değildir.
Bakanlık Merkez birimlerinin her türlü iş ve işlemlerini
Bakanlık adına yürüten işletmeler olduğu göz ardı edilerek hazırlanmış bir
taslak olarak görülmektedir. Döner Sermaye İşletme gelirleri de İl
Müdürlüklerinin Bakanlık adına yürütmekte olduğu
faaliyetler/çalışmalar/bağışlar/muayeneler sonucunda elde edilen
gelirlerdir. Örneğin, herhangi bir Veteriner Hekimin yada Ziraat
Mühendisinin (İnspektör) yapmış olduğu muayene ücreti, yada herhangi bir
gıda denetçisinin Denetim defteri satışı, yada herhangi bir teknik
personelin DGD dosyası gelirleri bazı gelir kalemleri olarak görülmektedir.
Unutulan bir yön ise, Döner Sermaye İşletmesini varlığı
Araştırma/Enstitü/Laboratuar/ İl Müdürlüklerine bağlıdır.
Taslak sadece İşletme Müdür, Müdür Yardımcısı ve İşletme Saymanı’nın daha
fazla üretimi teşvik primi almalarını sağlamak düşüncesiyle hazırlandığı çok
net olarak görülmektedir.İşletmelerin
sadece yöneticilerini ve saymanlarını memnun edecek bir düzenleme olduğu
gelen tepkilerden kolayca anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken, İşletme Müdür, Müdür Yardımcısı ve Muhasebe yetkilisini daha
fazla önemli gösterecek düzenleme yapmak, imtiyazlı, ayrıcalıklı bir kesim
oluşturmak çalışma düzenini ve barışını bozmaktadır. En önemlisi de
Anayasamız da da ifadesini bulan EŞİTLİK İLKESİNE aykırı bir
düzenleme olarak görülmektedir. Memurlar arasında “Eşitsizlik”
oluşturarak Müdür Yardımcılarından ve Bakanlığımızdaki tüm personelden, İlçe
Müdürleri ile Teknik ve idari şube müdürlüklerinden üstün, önemli ELİT VE
İMTİYAZLI bir kesim oluşturulmak istenmektedir. Bu mantığı gerek hukuk
ilkeleri ve gerekse yasalarımızın kabul ettiğini ve yasalarımıza uygun
olduğunu söylemek mümkün değildir.
Diğer Bakanlıklarda bu derece imtiyazlı hale getirilmiş, muhasebe yetkilisi
kadrosu yoktur.
Danıştay 11.dairesinde 2007/1139 esas nolu dosyamız kapsamında
devam etmekte olan, dava dilekçemizde de belirttiğimiz gibi İl Müdürlüğü
Muhasebe Yetkilisi 26.04.2000 tarih ve 24031 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliğine göre
SİCİL AMİRİ değildir.
Maliye Bakanlığı tarafından 31.12.2005 tarih ve 26040 mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan “Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin görevlendirilmeleri,
Yetkileri, Denetimi ve Çalışma Usul ve Esasları hakkında Yönetmelik” de
Muhasebe yetkilisini “…usulüne göre atanmış sertifikalı yöneticiyi.”
Şeklinde tanımlamakta iken, 28.12.2006 tarihli TKB: Döner Sermaye Uygulama
Yönetmeliğinde bu ifade yoktur. Daha açık ifadeyle, Kurum içerisinden gerek
teknik hizmetler gerekse de sağlık hizmetler gerekse de idari hizmetler
sınıfından herhangi bir unvana sahip personel sertifikasız, gerekli muhasebe
eğitimini almadan Maliye Bakanlığının uygun görüşü doğrultusunda
görevlendirilebilmektedir. Böyle örneklerin varlığı da bilinmektedir.
Muhasebe Yetkilisi ve mutemetleri olarak görevlendirilen personelin herhangi
bir tazminat/özlük hakkı da kesilmemektedir. Buna rağmen 42.madde (c ) bendi
ile muhasebe yetkilisi mutemetlerine 10 puan verilmesi de diğer personele
haksızlıktır.
Puanlama cetvelleri dikkatle incelendiğinde, Biyolog, kimyager, Ev
Ekonomisti gibi unvanlara 75 puan verilmiştir. Bu kabul edilemez. Muhasebe
yetkilisi 100 puan alacak ama üniversite mezunu Biyolog, kimyager, Ev
Ekonomisti 75 puan alacak. Bu haksızlık ve adaletsizliktir. Ayrıca 42.madde
(d) bendinde 4 yıllık teknik ve sağlık personeline 85 puan verilirken,
görevin önem ve güçlüğü maddesinde puanı 80 e düşürmesi de, bu sınıftaki
personelin daha düşük prim almasına neden olacaktır. Göze çarpan önemli bir
konuda 4/B statüsünde görev yapan personelin 42.madde (d) bendine göre 85
olan puanları, görevin önem ve güçlüğünü belirleyen 42.madde ( c ) bendinde
hiç yazılmamıştır. İyi niyetli olarak, unutulduğunu düşünmek istiyoruz.
Yoksa Bakanlığımız 4/B li sözleşmeli personelin “diğer personel” sınıfındaki
40 puandan mı değerlendirmek istiyor? Açıklanması gerekmektedir.
Yine 42.madde ( c) bendi içerisine 1-15 arasında ek puan
uygulaması konulması, çalışma barışını bozacak, şikayet ve adam
kayırmacılığı artıracak düzenlemelerdir.
Yukarıda sayılan tüm gerekçelerle çarpan sayısını artırmaktan ve
personelin alacağı prim miktarını düşürmekten başka bir amaç içermeyen
42.maddenin ( c ) bendinin (Görevin
önem ve güçlüğü) tamamımın taslaktan çıkarılmasını talep etmekteyiz.
Unutmayalım ki! Çarpan olarak konulacak her başlık, personelin
alacağı prim miktarının düşmesine neden olacaktır. Matematiksel olarak
karşımıza çıkan sonuç budur.
Özet olarak, çarpan sayısı artırmaktan başka bir şey ifade etmeyen formüler
arayarak, hesaplamaları zorlaştırmak ve personelin alacağı prim miktarlarını
düşürmek yerine 2007 yılı dağıtımlarının yapıldığı gibi basit, sade
işlemlerin sınırlarının belirginleştirilerek, muğlâk kısımlarının
açıklanmasıyla daha sağlıklı ve objektif ödemelerin yapılabilmesi
mümkündür.
Sendikamız bundan sonraki süreçte de konunun takipçisi olacak ve
her türlü olumlu katkıyı sağlayacaktır.
Çalışmalarınızda başarılar diler, bilgilerinize arz ederiz.
Erhan SEYHAN
Yüksel BİLGİN
Gen. Teşk. Sekreteri
Genel Sekreter
.