Arama

       Memur-Sen'in rakam cambazlığı,  sonuçları değiştirmiyor.

       Ekim ayına ilişkin enflasyon rakamları açıkladı. Buna göre Ekim ayında tüketici fiyatları bir önceki aya göre ortalama %2,08 oranında yükseldi. 2016 yılının ekim ayı ile 2017 ekim ayı arasındaki 1 yıllık sürede ise enflasyon %11,90 olarak gerçekleşti. Kamu çalışanına ise aynı dönemde kümülatif olarak %10,12 zam  yapıldı. Yani maaşılar %1,78 oranında eridi.

       Bilindiği üzere ekonominin dili  rakamlardır. Sahası rasyonel akıl, göstergesi sosyal refah seviyesi, neticesi iktisadi ahlaktır. Kullandığı argümanlar gerçek, ortaya koyduğu sonuç kaçınılmazdır. Rakam cambazlığı  yapılarak formüle edilmiş  ekonomi, sosyal huzursuzluktur. Kamu çalışanınnın geldiği nokta tamda odur.

       Üzülerek söylemem gerekiyor ki 2009 dan bu güne kadar  Memur-Sen tarafından  takdim edilen toplu görüşme ve sözleşme  fotoğrafı;  bu rakamlar karşısında; çarpıtılmış, çalınmış, denklemsiz, sonuçları perdelenmiş rakamlar sirkinin fotoğrafıdır. Zihniyetin rantçı ve benimci   olduğu  düzlemlerde, sendikal başarı hikâyesi üretmek, rakam cambazlığıdır. Ne kullandığı dil aklın dilidir ne ulaştığı sonuç matematiğin sonucudur.

       Ekonomideki gerçeklerin sonuçları ertelenemez beşer faaliyetlerdir. Rakam cambazlığı yapmak sonuçlarını değiştirmez.   İlgilenenler bilirler ki rakamlarla oynayarak, hakikatleri iğdiş ederek, sosyale ve bireysele yansıyan sonuçlarını görmezden gelerek iktisadi analizler yapmak; ekonomi mühendisliğini değil rakam hırsızlığını işaret eder. Sağlıklı, rantabl, sürdürebilir ve gelişmeye açık bir ekonomik dünya inşa etmek ayrı;   pazarlanabilir uyduruk rakamlar icat etmek ayrıdır.

      Rakamlarla oynayarak bir başarı öyküsü pazarlamak ve alkış çalmak mümkün ama gerçeği gizlemek imkansızdır. Kimse unutmasın ki; sirkte oynatır gibi rakamları oynatarak perdelenecek dibe vurmuşluk, bir çöküntünün göstergesidir. Kamu çalışanı  rol çalma ve benimci yaklaşımla  kendi ifadenizle  liyakatsız kişilerle  devleti yapılandırma aymazlığına  başta olmak üzere  her şeyin farkındadır.     

    Sosyal bilimlerle uğraşanlar bilirler ki; reel ekonominin verileriyle sosyal ahlakın verileri eş zamanlı akarlar. İyidir, kötüdür demeden söylememiz gerekiyor ki  ekonomik çöküntünün sosyal göstergesi ahlaki çöküştür.Descartes'e göre;her sosyal olayın sonucu yine bir sosyal olaydır. Bu hiç bir zaman unutulmamalıdır.

     Kamu çalışanları olarak acilen bizi gelecek korkusu yaşar hale getiren bu defolu sendikayı, aktörleri ve niyet arka planıyla iyi okumalı, geleceğimize vurduğu prangaları kırmalı, tez zamanda tarihin çöplüğüne gömmeliyiz.

      Kamu çalışanlarımız, yaşadıkları bu açmazı ve bunların sorumlularını iyi görmeli, bu kimselerin 2009 yılında ilk yetkiyi aldıklarında başlayan ve  devam eden bu zulme bir son vermelidir.

       Devamında açtığı yaraları onarmalı ve güzel ve  insanca bir yarının, yaşayan ve yaşatan bir Türkiye’nin ufkuna dönüştürmeli, bunun için  başta iş kolu çalışanlarımız olmak üzere   hepimiz "bizim ilkemiz önce ülkemiz diyen"  Türkiye Kamu-Sen’in  çatısı altında birleşmeliyiz.

      Aksi halde malum sendikanın varlığı nedeniyle kamu çalışanlarının  geriye gidişi, yalnızca ekonomik boyutta kalmayacak, kamu görevlilerinin hukuki varlıklarını da yok edecektir.

 

                        Necati GÜL

Çorum İl Başkanı